6 Eylül 2023 Çarşamba

20 BİSİKLET OYUNU - ÇOCUKLAR İÇİN EĞLENCELİ BİSİKLET

Yaz boyunca trafikte katledilen onlarca bisikletçinin acısıyla kahrolduk. Bir sonraki kurban biz olmayalım diye bu soruna kendimizce çeşitli çözüm yolları önerdik. Eylemler yapıp kamuoyunda gündem oluşturmaya çalıştık. Sonuç olarak her zamanki işleri yaparak farklı sonuçların ortaya çıkacağını bekleyerek koskoca bir yaz sezonunu daha verimsiz bir şekilde geride bıraktık. Geçen yıl da trafikte öldürülen bisikletliler için eylemler yapıp kamuoyu oluşturmaya çalışmıştık. Ondan önceki yıllarda da aynı işleri yaparak yetkililerin ilgisini bu konuya çekmeye çalışmıştık. Her defasında başarısız olmamıza rağmen hâlâ aynı eylemleri yaparak başarıya ulaşacağımızı sanmaya devam ediyoruz. Allah ıslah etsin demek dışında elimizden bir şey gelmiyor.

Oysa çözüm belki de işin temellerindedir. Temele inmeden bu sorunu çözmenin imkânı kalmamıştır belki de… Bu yazıda size tanıtmaya çalışacağım kitap tam olarak bunu yapmaya çalışıyor. 20 Bisiklet Oyunu adlı bu kitabın alt başlığında "Çocuklar İçin Eğlenceli Bisiklet Eğitimi" ifadesini görünce mutluluktan havalara uçacak gibi oldum. Hele hele kitabın kapağında "Önce Güvenli Bisiklet Sonra Güvenli Trafik" ifadesini görür görmez mutlaka bu kitabı bir şekilde edinmek ve incelemek gerektiğine kesin kanaat getirdim. Zira "bisiklet eğitimi" ülkemizde bisikletlilerin yaşadığı tüm sorunların temelinde yatıyor bence. Bu kitap "bisiklet eğitimi" konusundaki büyük açığı bir ölçüde kapatmaya çalışıyor. En azından trafiğe kapalı ortamlarda yapılacak bu etkinliklerle çocukların bisikletin eğlenceli yönünü kavramalarını sağlıyor. Etkinliklerin yapısına baktığımızda ise çocukların bisiklete hâkimiyetini arttırmaya yönelik hamlelerin yer aldığını görüyoruz ki bu da ileride bisikletleriyle trafiğe çıktıklarında onlara büyük bir avantaj sağlayacak.


Trafikte güvenli bisiklet kullanma taktiklerini öğretmeye yönelik planlı bir eğitim faaliyetinin olmaması ülkemiz açısından en büyük eksikliktir. İnsanları bisikletli yaşama kazanma konusunda çok büyük zorluklar yaşadığımız söylenemez, mevcut ekonomik koşullar zaten ülkemizdeki insanlara bir ulaşım aracı olarak bisikleti fazlasıyla dayatıyor. Asıl sorun yaşadığımız nokta, bisiklete yeni başlayan bireyleri bisikletli yaşamın içinde tutmayı başaramıyor olmamız. Trafikte bisiklet sürerken en küçük bir tehlikede bile bisikletten soğuyan, trafikte bisiklete binme konusunda korkup çekinen bireyleri kaybediyoruz. Hiçbir eğitim almadan trafiğe bisikletle çıkan bu deneyimsiz sürücülerin hiçbir suçu yoktur. Onları bisikletli yaşama kazandıktan sonra onlara gerekli eğitimleri vermeyen, veremeyen bisiklet toplulukları bu noktada büyük sorumluluk altındadır.


Öncelikle bu kitabın dilimize çevrilerek yayımlanmasına önderlik eden Alanya Doğa Sporları Kulübü'ne ve Mehmet Zafer Peker'e sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Bisiklet aktivizminin hakkını veren ALDOSK, sadece söylemsel olarak değil eylemsel olarak da bisiklet kültürünün gelişimine yoğun katkılar sunan bir sivil toplum kuruluşu olarak öne çıkıyor. Kitabın varlığından bisiklet antrenörü Süleyman Coşar'ın aracılığıyla haberdar oldum. Bu işin içinde olan her insan gibi Süleyman Coşar da bisiklet konusunda eğitimin ne kadar önemli olduğunu biliyor. Onun aracılığıyla Mehmet Zafer Peker beyefendiye ulaştım, o da bu kitaptan birkaç adet gönderme nezaketiyle beni onurlandırdı. Şu anda bu hazineyi inceleyip size tanıtma şerefine bu şekilde müşerref oldum. Kitabı www.adosk.org.tr adresinden elektronik olarak da indirebilirsiniz.


Kitap Danimarka Bisikletçiler Federasyonu'nun bir yayını. 15000 (yazıyla on beş bin) civarında üyesi olan bir federasyon bu. Rakamı görünce ve Danimarka nüfusuna oranlayınca gözlerimde şimşekler çaktı. Bugüne kadar her ortamda ve her bağlamda ülkemizdeki bütün bisiklet topluluklarının tek bir üst çatı altında toplanması gerektiğini savunan biri olarak bu birliğin ülkemizdeki bisiklet topluluklarına da örnek olması gerektiğini düşünüyorum. Danimarka Bisikletçiler Federasyonu "bisikleti herkes için doğal, güvenli günlük seçim hâline getirmek ve daha sağlıklı, daha sürdürülebilir bir dünya yaratmak için bisikleti kullanmaya" çalıştığını iddia ediyor. Bu misyon, bizlere de çoğu açıdan oldukça makul, uygulanabilir ve gerçekçi bir program özeti sunuyor.


Kitaptaki etkinlikler çocukları trafikte güvenli bisiklet kullanmaya "hazırlıyor." Kitabın bizi temele indirdiği nokta işte burası. Çocuğu bir anda trafiğin içine atmak yerine, ilk adımda onu trafikten uzak bir ortamda eğiterek trafiğin keşmekeşine hazırlıyor. Çocuğun hem kendini hem de başka sürücüleri korumasına katkı sunuyor. Bisikletine hâkim olamayan, manevra kabiliyeti gelişmemiş, nasıl düşüleceğini öğrenmemiş bir çocuğun bisikletiyle trafiğe salınmasının ölüme davetiye çıkarmaktan farkı yoktur. Kitabı hazırlayanlar da bunu düşünerek 20 farklı etkinlikte ve her etkinlikte farklı bir bisiklet hamlesini temele alarak çocuklara güvenli bisiklet sürmeyi öğretiyorlar.


"Güvenli bisikleti oyunla öğren" sloganıyla başlayan kitaptaki etkinliklerin asıl amacının çocuklara güvenli bisiklet sürmeyi öğretmek olduğunu anlıyoruz. Kitaptaki etkinlikler 12 yaşındaki cocuklar için tasarlanmış olsa bile bisiklete yeni başlayan yetişkinler için de oldukça yararlıdır. Hatta bana göre bu kitaba çocuklardan daha çok yetişkinlerin ihtiyacı var. 30 yaşından sonra bisiklet sürmeyi öğrenmiş her birey öncelikle mutlaka bu etkinlikleri uygulayarak kendini geliştirmeli ve daha sonra bisikletiyle trafiğe çıkmalı. On beş yıldan fazla bir süredir şehir içi trafikte frensiz fixie kullanan bir bisikletçi olarak ben bile bazı etkinlikleri yaparken zorlandım. Çalıştırmadığım bazı kas gruplarının ne kadar güçsüz kaldığını fark ettim. Bu açıdan yıllardır bisiklet süren bisikletçiler de bu kitaptaki etkinlikleri uygulamalı.


Kitaptaki etkinlikler Talmud ayetleri gibi değil. Çeşitli açılardan yoruma açık, değiştirilebilir, güncellenebilir, hatta geliştirilebilir etkinlikler. Hatta bu etkinliklerden hareketle daha eğlenceli başka etkinlikler üretmeye de müsait bir yapıları var. Kitapta bu konuda gerekli açıklamalar yapılıyor ve ek olarak "hayal gücünüzü kullanın ve deney yapın" denilerek hem çocuk oyuncular hem de onların öğretmenleri yaratıcılığa teşvik ediliyor. Etkinliklerin sağlıklı bir biçimde yapılabilmesi için gerekli ekipman da tanıtılıyor. Herkesin ha deyince bulabileceği kadar basit ve ucuz ekipmanlarla bu etkinlikleri yapabilirsiniz. Birebir aynı ekipmanları kullanmak zorunda değilsiniz, etkinlikler o konuda da yaratıcılığınızı kullanabilmenizi sağlayacak esneklikte üretilmiş.


Keşke bizim ülkemizde de MEB tarafından "seçmeli bisiklet dersi" için böyle bir doküman hazırlanabilse. Bu seçmeli bisiklet dersinin iki elin parmaklarını geçmeyecek sayıda okulda uygulanabildiğini biliyoruz. Neden??!!! Öğrenciler seçmiyormuş!!! Akıl ve beyin sahibi bir ortaokul çocuğu, seçmeli ders olarak okuma becerilerini mi bisikleti mi tercih eder? Siz öğrenci olsaydınız hangisini seçerdiniz? Seçmeli dersleri çocuklar seçiyor olsaydı tabii ki bisiklet dersi tercih edilirdi. Ancak adı seçmeli olan bu dersi öğrenciler değil çoğu zaman okul idarecileri seçiyor, hatta öğrencilere şu şu şu dersleri seçeceksiniz diye talimatlar veriliyor. Evet, 21. Yüzyıldayız; evet, bu ülkede hâlâ çocuklar adam yerine konulmuyor!!!


Bisiklet dersi, eğitim, çocuklar demişken aklımıza bir de bu etkinlikleri öğrencilerine yaptıracak, hatta kendini tutamayarak oyuna katılacak sevgili öğretmenlerimizi de unutmamalıyız. Onların rehberliği olmadan bisiklet kültürünü topluma yaymak mümkün olmayacaktır. 70'li yıllarda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda bisikleti olan bütün öğrencilerine süsledikleri bisikletleri ile kortej geçişi yaptıran 1955 İvriz Köy Enstitüsü Mezunu Öğretmen Ali Peker'i anmadan yazımızı bitirmeyelim. Ülkemizi her alanda aydınlıklarla tanıştıran enstitülü öğretmenlerimizin bisiklet konusunda da öncü olduğunu görmek bizi şaşırtmıyor. Onların kutsal emeğinin önünde saygıyla eğiliyoruz.

1 Şubat 2023 Çarşamba

CICLISTE PER CASO-BİSİKLET ÂŞIKLARI


Ulu Gök Tanrım kimseyi Netflix'den film izleyecek kadar işsiz bırakmasın!!! Uzun zaman süren aralıksız ve yoğun bir çalışma temposundan çıkınca kendimi işsiz ve amaçsız bir şekilde internette dolanırken buldum. Bu boş beleş zamanı daha verimli bir biçimde nasıl değerlendirebilirim diye düşünürken uzun zamandan beri Netflix'teki bisiklet temalı filmleri izlemeyi ertelediğimi hatırlayıp onları izlemeye karar verdim. Arama çubuğuna "bisiklet" yazıp tarattığımda Netflix'teki bisiklet konulu içeriklerin ne kadar az olduğunu fark ettim. Üç - dört film arasından size tanıtmak için Cicliste Per Caso - Bisiklet Âşıkları filmini seçtim. Tabii ki öncelikle filmi kendim birkaç kere baştan sonra izledim. Size tanıtılmaya lâyık bir film olduğuna kanaat getirdim.

Öncelikle filmin adındaki sahtekârlığı ortaya koyarak başlamak istiyorum. Pazarlama dâhisi Netflix editörlerinin yeni bir şaklabanlığını görüyoruz burada. Filmin İtalyanca adı Cicliste Per Caso. Türkçe meali Tesadüfi Bisikletçiler! Netflix'in koyduğu isim ne ola peki: Bisiklet Âşıkları!!! Bir buçuk saat film izledim, hatta ikinci izleyişimi de sayarsak üç saat diyelim. (Bir de bu yazıyı yazmaya karar verdikten sonra önemsiz bölümleri ileri sardırarak izledim; ama onu izlemesen saymıyorum.) Filmde aşka dair içerik toplasan iki dakikayı geçmez. Tanıtımda da "ilişkiler" ile ilgili bir hikâye olduğu vurgulanıyor ki bu da filmi izletmek için yapılmış bir sahtekârlık daha… Yeni evlenmiş iki kadının bisikletle bir yolculuğa çıkması dışında ilişkiler ile ilgili diyalogları üç beş cümleyi geçmiyor. Bitti mi? Hayırrrrrr… Ek olarak film +18 olarak verilmiş. İki kadının öpüşmesini +18 olarak listeleyen özgür Netflix platformunu saygıyla selamlıyorum (!) Zira bunun dışında bir yetişkin içeriği yok bu filmde. Film gecesinde ailenizle izleyebileceğiniz bir film bence. Birazcık araştırma yaptıktan sonra filmin alt başlığının "Grizzly Tour" olduğunu buluyoruz. Türkçe meali "boz ayı turu"! Filmi izleyince siz de bu ismin filme konulacak en mantıklı isim olduğuna kanaat getiriyorsunuz zaten. Ulen Netflix! Yeminle söylüyorum, yatacak yerin yok!


Silvia Gottardi ve Linda Ronzoni Kanada'dan New Mexico'ya 4418 kilometrelik bir yolculuğa çıkıyorlar. Bisiklete binen iki kız, kıta bölünmesi rotası (Continental Divide of the Americas) üzerinden Kanada'dan Meksika'ya doğru bir vahşi yaşam turuna çıkıyorlar. Kıta bölünmesi yolu binlerce macerapereste ve sporcuya ilham kaynağı olan efsanevi bir yol. Pasifik Okyanusu ve Atlantik Okyanusu'nun havzaları Great Valley'de ayrılıyor. Bu bölünmeyi kuzeyden güneye doğru takip eden çizgiye kıta bölünmesi rotası deniyor. Ülkeler coğrafyası konusunda donanımlı arkadaşlar burada kıta bölünmesi ile ne anlatmaya çalıştığımızı anlamıştır. Anlamayanlar ise kısa bir Google taramasıyla yeterli bilgiye ulaşabilir. Linda filmde bu yol hakkında şöyle diyor: "Yol size meydan okuyup yanına çağırıyor ve ben de bu çağrıya cevap vermeye geldim." Silvia acı çekmeyi seven tutkulu bir bisikletçi; ama yol arkadaşı Linda'nın bu süreçte yaşadıkları onu bu düşünecelerinden çok çok uzaklara taşıyor. Silvia ruhen ve bedenen bu rotaya oldukça hazır; ama Linda henüz bu rotayı kaldıracak mental düzeyde değil. Ancak yol onu eğitiyor ve bu rotayı tamamlayacak seviyeye taşıyor. İzleyince hangi duraklardan geçerek bu seviyeye ulaştığını göreceksiniz.


Bu tur, iki kadının vahşi doğada neler yapabileceğini görebilmemiz için bir meydan okuma anlamı taşıyor. Kadınların yalnız başına da güçlü olabileceğini vurguluyor. Kadın şunu yapamaz, bunu yapamaz diyerek olur olmaz her alanda ahkâm kesen eril zorbalığa karşı verilecek en kaliteli yanıt onların kadın yapamaz dediği her şeyi "kadın başına" yapmayı başarabilmektir. Bu dehşetengiz bisiklet turu da bu yanıtlar listesine eklenebilir. Turun ne derece tehlikeli olduğunu anlayabilmeniz için şunu söyleyebiliriz: Tur sırasında ayı saldırısından kendilerini korumak için yanlarına ayı kovucu sprey ve ayıları uzaklaştıran çanlar satın alıyorlar. Tur sırasında Silvia ve Linda'ya yardım eden kadınlar da var. Tur sırasında yalnız olmayacaklar. Ramona Linzola (ki bu arkadaş anlayabildiğim kadarıyla fizyolojik olarak bir erkek) ve Simona Pezzano onlara yardımcı oluyorlar. Onlar da bu tura bisikletle katılıyorlar ve çoğu yerde bu turu üç kadın birlikte yapıyor. Bazı bölümlerde dört kadın görüyoruz. Ne kadar kadın o kadar iyi! Linda ve Silvia bir ay önce evlenmişler ve bu turu bir balayı olarak görüyorlar. Bize de Allah mesut bahtiyar etsin, bir yastıkta kocasınlar demek düşüyor. Bu kadar zorlu bir rotaya dayanabilen bir ilişki zaten bir yastıkta kocayacak seviyeye ulaşır gibi geliyor bana. Hayırlısı… Fimdeki "ilişki" vurgusunu kapsayan tek konu da bu oluyor zaten.


Her uzun turun öncesinde yapıldığı gibi bu turun öncesinde de birtakım planlamalar yapılıyor; fakat her uzun turcunun bildiği gibi o planlamaların hepsi yolda çöp oluyor. Silvia ve Linda GPS benzeri modern teknolojik araçlarla bu tura çıkmak yerine eski okul harita turculuğu yaparak rotalarını çıkarıyorlar. Yolun büyük bölümü dağ yollarında toprak arazide patika benzeri yerlerde geçiyor. Tur boyunca karşımıza çıkan göl, orman, patika manzaraları bizleri de hemen bisikletimizi alıp oralara gitmeye davet ediyor. Bu filmdeki doğa manzaraları ülkemizde bisiklet turizmini canlandırmaya yönelik çalışmalar yapanlara birtakım yaratıcı fikirler verebilir. Bizim kıta bölünmesi gibi bir bisiklet rotamız var mı? Varsa nerede? Bu rotada bisikletçilerin güvenli biçimde konaklayabileceği butik oteller ya da kamp merkezleri var mı? Netflix'te yayınlanan bu film, ilgili rotaya yönelik milyon dolarlık bir turizm reklam projesine bedel bir tanıtım faaliyeti işlevi görüyor. Benzer bir içeriği Türkiye için üretip Netflix ya da YouTube platformunda yayınlamak gerekiyor. Çünkü bizim ülkemizdeki manzaralar bu filmdekilere fark atar. 


Kızlar bu zorlu tura Kanada'dan başlıyorlar, daha sonra ABD'ye geçiyorlar, oradan da Meksika sınırına kadar uzanacaklar. İnanılmaz derecede zorlu bir rota bu. Şehirlerarası asfalt yollarda bile 4000 kilometreyi geçen bir rotada yol almak yeterince zorlu bir süreç iken bu iki çılgın kadın bunu dağ yollarında yapmayı deniyorlar. Turun Kanada bölümünde harika insanlarla karşılaşıyorlar, Amerika kıtasında karşılaşabilecekleri en kibar insanlarla tanışıyorlar bence; ama turun başında da korktuklarını belirttikleri boz ayılar rotalarını değiştirmelerine neden oluyor. Tura çıkarken yapılan bütün planları bir boz ayı bozmaya yetiyor. Ne ayıymış arkadaş ya?!!! Ben oralara gidip o rotada bisikletle tur yapma şansını elde edebilsem ayı değil ayının sülalesi gelse beni yolumdan döndüremez. Sonuçta ayıyla güreşmiş bir milletin evlatlarıyız. İnanmayan Google'a "ayıyla güreşen adam" yazsın bakalım, ne çıkıyor??? Ayı, ayılığını bilsin arkadaş! Şurada efendi efendi bisikletimizi sürüp gideceğiz. 


Rotanın Kanada bölümünü bitirip ABD bölümüne geçiyorlar. Burayı hiç izlemesem mi acaba diye düşünürken ABD rotasının başında turcularımızı bir sürpriz karşılıyor. Bize göre standart bir durum, zira ABD'yi en az kendi ülkemiz kadar iyi tanıyoruz. Çocukluğunuzda o kadar Amerikan filmini size izletmiş olsalardı siz de az çok bilirdiniz. Dünyanın en acımasız ve kaba insan topluluğunu dünyanın en mükemmel coğrafyalarından birinde yaşatan kadere sitemler ederek devam ediyoruz filme. Kadın turcularımız, Kanada'da vahşi doğada çadırların arasında boz ayıların dolaştığı inanılmaz kamp alanlarından sonra etraflarında evsizlerin dolaştığı bir kamp alanına geliyorlar. Amerika'ya hoş geldiniz kızlar!!! This is ABD! Çoğu açıdan boz ayılar, ABD'lilerden daha kibar ve insancıl olabilir. Yahut ben öyle düşünüyorum. Turun ABD bölümünde benim görebildiğim tek olumlu şey kadın kovboylar oluyor. Bu turun en maceralı ve zorlu kısmı ABD'de geçiyor. Filmi izlemeyenler için spoiler vermek istemiyorum; ancak şunu söyleyebilirim ki bu turun ABD bölümü doğaya karşı bir meydan okumaya dönüşüyor. Mental olarak da turcuların en fazla zorlandıkları bölüm burası oluyor.


Cicliste Per Caso - Tesadüfi Bisikletçiler filminin kadın turculuğu açısından oldukça güzel bir film olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde daha zorlu rotalarda üstelik tek başına yol alan kadın bisikletçilerin var olduğunu biliyorum; ama ülkemizdeki sinemacıların saçma sapan dizi içerikleri çekmekten vakit bulup da onların maceralarına odaklanacak zamanı bulamayacaklarını da biliyorum. Neyse, bizim sinemacılar ülkemizin cesur kadın bisikletçilerini fark edene kadar sizler Netflix'te başka milletlerin kadın turcularının maceralarını konu edinen "aşk dolu" içeriklerini izlemeye devam edin. Size iyi seyirler diliyorum. 



Bu muhteşem ikilinin diğer maceralarını
https://www.ciclistepercaso.com/ internet sitesi üzerinden takip edebilirsiniz. Sosyal medyayı da etkin bir şekilde kullanıyorlar, hâlâ sosyal medya kullanan çağdışı yaratıklardansanız o mecradan da takip edilebilirler. Bir de kitap çıkarmışlar. İtalyancası olan dünya vatandaşı polyglot arkadaşlar bu kitabı edinip okuyabilirler, bizim gibi Türkçeden başka dil bilmeyen köylüler ise kitap Türkçeye çevrilene kadar beklemek zorundalar. Kısacası sonsuza kadar diyelim. Püfff… Canım sıkıldı yine. Yazıyı burada bitiriyorum. Size iyi okumalar diliyorum.