Görme engelli bisikletçi Mustafa İşcier’in bisikletli yaşamına dair deneyimlerini anlattığı “İki Pedal Arasında” adlı bir kitabı yayımlandı. Kitap, görme engelli bir bisikletçinin deneyimlerini anlatması bakımından bizim yayın dünyamızda bir ilk. Mustafa İşcier, bu kitabında bisikletle tanışma hikâyesinden başlayarak çıktığı uzun mesafe turlarını, tadına doyulmaz arkadaşlık deneyimlerini anlatıyor.
17 Mayıs 2021 Pazartesi
MUSTAFA İŞCİER, İKİ PEDAL ARASINDA
Görme engelli bisikletçi Mustafa İşcier’in bisikletli yaşamına dair deneyimlerini anlattığı “İki Pedal Arasında” adlı bir kitabı yayımlandı. Kitap, görme engelli bir bisikletçinin deneyimlerini anlatması bakımından bizim yayın dünyamızda bir ilk. Mustafa İşcier, bu kitabında bisikletle tanışma hikâyesinden başlayarak çıktığı uzun mesafe turlarını, tadına doyulmaz arkadaşlık deneyimlerini anlatıyor.
9 Mayıs 2021 Pazar
KAPİTALİZM BİSİKLETİ SEVMEZ Mİ ACABA?
Geçen günlerde böyle bir tweet bisiklet gündemine bomba gibi düştü. Benim görebildiğim kadarıyla bisikletle ilgili her mecrada hunharca paylaşıldı. Forumlarda ve gruplarda dehşetli tartışmalar yarattı. Bisiklete ilgi duyan ve bu ilgisini sosyal medya araçlarını kullanarak insanlara aktarmaya çalışan birçok insan bu tweete paylaştı. Böyle kalsaydı sosyal medyada görüp hiç umursamadığım akıl, bilim ve mantık dışı onlarca mesajdan biri de budur deyip geçecektim. Benim iflah olmaz bir antikapitalist, çılgın bir bisiklet tutkunu olduğumu bilen bir arkadaşım bu resmi WhatsApp mesajı ile bana iletince işin çığırından çıkmış olduğunu anladım. İş WhatsApp toplu mesajlarına kadar düştüyse mesele ciddi dedim. Derhâl görev başına geçerek yanlış bilgilendirilen kitleleri aydınlatmam gerektiğini anladım (!) Oturup bu çok uzun ve gereksiz yazıyı kaleme aldım.
17 Mart 2021 Çarşamba
ÇORUM NASIL BİR BİSİKLET ŞEHRİ OLUR?
Bir şehrin "bisiklet şehri" olarak kabul edilmesi için yapılması gerekenler nelerdir? Bir şehrin dünya standartlarında bir bisiklet şehri olarak kabul edilebilmesi için birtakım koşullar vardır. Dünyada kent içi ulaşımında bisikletin payı %10'u geçmeyen şehirlere bisiklet şehri denmiyor. Bir şehrin bisiklet şehri olarak kabul edilebilmesi için bu oranın yakalanmış olması gerekir. Ülkemizdeki hiçbir şehir -Konya dâhil- bu şartı yerine getirecek düzeyde değil. Yakın bir tarihte de hiçbir şehrimiz bu aşamaya gelemeyecek. Görünen köy kılavuz istemiyor zira.
Şimdi, Türkiye'nin nesnel koşullarında bir şehrin bisiklet şehri seviyesine ulaşabilmesi için yapılması gerekenler üzerinde konuşacağız. Büyük şehirlerden biri yerine henüz rant alanları gelişmemiş 280 bin nüfuslu bir şehri (Çorum) ele alacağım. Zira rant alanları gelişmiş bir şehirde yenilik yapmaya kalktığınızda çok daha büyük ve güçlü bir çıkar gurubunu karşınıza almak zorunda kalırsınız. Küçük şehirlerde radikal yenilikleri yerleştirmek, şehrin geleneksel sosyolojik koşullarını göz önünde almayı unutmadığınız sürece, büyük şehirlere göre daha kolaydır. Küçük şehirlerdeki yeniliğe aç kitleleri bu bağlamda etkili biçimde yönlendirebilecek yatırımlarla gerekli dönüşümü sağlamak kolaylaşacaktır. Bir şehri, "bisiklet şehri" yapmak için neler gereklidir? Bir göz atalım.
1. https://tr.euronews.com/2020/05/13/dunyanin-bisiklet-dostu-sehirleri-covid-19-pandemi-kentler-kopenhag-ve-amsterdam-istanbul
2. https://www.cyclistmag.com.tr/2020/05/13/dunyanin-bisiklet-dostu-sehirleri/
1. ANTRENÖR KURSLARI
Bisiklet şehri olma iddiasındaki bir şehrin mutlaka ama mutlaka bir bisiklet spor kulübü olmalıdır. Bu bisiklet spor kulübünde gençlerinizi bilimsel antrenman yöntemleri ile yetiştirerek yarışlara hazırlayacak kaliteli ve donanımlı antrenörlere ihtiyacınız vardır. Antrenörünüzün yetenekleri ve donanımları ölçüsünde kaliteli bisikletçiler yetiştirebilirsiniz. Dışarıdan profesyonel bisikletçi ithal etmek gibi bir çılgın projeniz yoksa kuracağınız takımda yarış koşacak profesyonel bisikletçileri de kendiniz yetiştirmek zorundasınız. Kuruluş aşamasındaki bir takımın dışarıdan profesyonel bisikletçi transfer edecek bir bütçeye sahip olabilmesi zaten imkânlar dâhilinde değil. Bu aşamada kendi yarışçınızı kendiniz yetiştireceksiniz. Bu da nitelikli antrenör olmadan mümkün değil maalesef.
Eskiden Çorum'da belediyeye bağlı bir bisiklet takımımız vardı. Bu takım çeşitli sebeplerle kapatıldı. Bu sebeplerin arasında en kuvvetlisi 2. kademe antrenörlük belgesi olan Çorumlu bir antrenör bulamamaktı. İl dışından geliş gidiş yapan antrenörden verim alınamadı. Bu yüzden Çorum'da ikamet eden, yahut çeşitli sebeplerle şehri terk etme ihtimali olmayan kimselere 1. ve 2. kademe antrenörlük belgeleri aldırılmalıdır. Masrafları belediye tarafından karşılanması taahhüt edilirse bisiklet federasyonu Çorum ilinde antrenörlük kursu açacaktır. Türkiye Bisiklet Federasyonu'nun başkanı her açıklamasında bisikletle ilgili her konuda yerel yönetimlere ellerinden gelen destek vereceğini ifade ediyor. Yeter ki yerel yönetimlerden talep gelsin diyor. Birinci ve ikinci kademe antrenörlük kurslarının Çorum'da açılması için derhâl girişimde bulunulmalıdır.
İlk aşamada birinci kademe sonra ikinci kademe antrenörlük belgesi alan 50 kişiye ihtiyacınız olacak. Bunlar öncelikle belediyeye bağlı gençlik merkezlerinde halka ücretsiz bisiklet eğitimi vererek işe başlayacaklar. Bu kurslarda tespit ettikleri başarılı gençleri örgütleyerek bisiklet takımları oluşturacaklar. Çorum'da dar bölge yarışları düzenleyebilmek için dört takım yeterli olacaktır. Bu takımların yarıştığı, her ay düzenli bir biçimde yapılacak yarışlarla Çorum halkının bisiklet sporuna olan ilgisi arttırılacak. Hem de gençlerimiz spora yönlendirilerek içki, sigara ve uyuşturucu bataklığından kurtarılacak. Bir şehirde bisiklet kültürünü yaymak için o şehirde düzenli bisiklet yarışları yapmak en önemli aşamadır. Bu aşamayı yürütecek takımları örgütleyecek donanıma sahip antrenörlere ihtiyacınız olacak. Antrenör olmadan takım olmaz. Yerli antrenörler olmadan bisiklet takımı kalıcı olamaz.
Yetiştireceğiniz bu Çorumlu bisiklet antrenörleri, Halk Eğitim Merkezi'nde yahut okullarda bisiklet eğitimleri verecekler. Çorum'da bisiklete binmeyi bilmeyen kaç kişi var? Biliyor musunuz? Çorum'da her yıl kaç öğrenci mahalle aralarında kendi kendine bisiklet sürmeyi öğrenmeye çalışırken bisiklet kazalarında yaralanıyor? Çorum'da bisiklet sürmeyi bilmeyen kaç ev hanımı var? Ömründe bir kere bile bisiklete binmemiş bu ev hanımlarına bisiklet eğitimi verecek kaç tane Çorumlu kadın bisiklet antrenörümüz var? Antrenörler sadece yarış koşacak takımları örgütlemek için değil geniş halk kitlelerine güvenli bisiklet eğitimi vermek için de gereklidir.
Çorum ilinde bisiklet antrenör kursu açılması için gerekli temaslar Çorum Belediyesi ve Çorum Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından yapılmalıdır. Bu kurslara Çorum'da ikamet eden kimselerin katılması sağlanmalıdır. Özellikle belediye personelinin bu antrenör belgelerini alması için her türlü ikna yöntemi kullanılmalıdır. Çorum'da ikamet eden öğretmenlerin bisiklet antrenörü olması millî eğitim müdürlüğü tarafından teşvik edilmelidir. Yetiştireceğimiz yerli antrenörlerin başka illere göç etmeyecek kimseler içinden seçilmesi şehrimiz açısından yararlı olur. Çorum'un yetiştirdiği antrenör Çorum'a hizmet eder. Elin antrenöründen bize hayır gelmez. Çorum bisiklet konusunda görev alacak beşeri sermayesini kendi öz kaynaklarını kullanarak yetiştirmelidir.
1. https://bisiklet.gov.tr/Sayfa/Van_1._Kademe_Yardimci_Antrenorluk_Kursu-189.aspx
2. http://www.yenimeram.com.tr/bisiklet-kursu-konyada-yapildi-470067.htm
2. HAKEM KURSLARI
Birincisi maddede açıkladığımız dar bölge yarışlarını düzenleyebilmek için hakeme ihtiyacınız olacak. Bu ihtiyacı karşılamak için yine Çorum'da ikamet eden kimseler arasından seçilecek kimselere bisiklet hakemlik kursları açılmalı, Çorumluların bisiklet sporunda hakemlik belgesi alması teşvik edilmelidir. Çorum'da ikamet eden hakemler, Çorum'da düzenlenecek bisiklet yarışlarında size lâzım olacak. Dışarıdan hakem getirmekle uğraşmak yerine kendi hakemlerinizi kullanacaksınız. Bisiklet yarışlarında kaliteli kalifiye hakem bulmak gerçekten çok ciddi bir meseledir. Bulduğunuz hakemi Çorum'da yapılacak bir bisiklet yarışına gelmeye ikna etmek de ayrı bir mesele zaten. Aynı zamanda yerli hakemler ile düzenleyeceğiniz yarışların maliyeti de düşecek.
Bu kursların da Çorum'da açılabilmesi için gerekli girişimler bir an önce ilgililer tarafından yapılmalıdır. Gerekli fizikî koşulları yerel yönetim sağlarsa bisiklet federasyonu bu talebe de mutlaka olumlu yanıt verecektir. Hakemleriniz olmadan bisiklet yarışları düzenleyemezsiniz. Yarışların neden bu kadar önemli ve gerekli olduğunu ilgili maddede ayrıntılı olarak açıklayacağım. Şimdilik bu kadarı yeterli.
1. https://www.bisiklet.gov.tr/Sayfa/Sivas_Aday_Hakem_Kursu-200.aspx
2. https://bisiklet.gov.tr/Sayfa/Bursa_Ve_Mardin%E2%80%99de_Bisiklet_Aday_Hakem_Kursu_Duzenlendi-80.aspx
3. BİSİKLET AKADEMİSİ
Bunun için iki katlı küçük bir binaya ihtiyacınız olacak. Binanın alt katında 100 kişilik küçük bir konferans salonumuz olmalı. Burada bisikletle ilgili çeşitli eğitimler verilecek. Belli bir program dâhilinde verilecek olan bu bisiklet eğitimleri ile şehrimizdeki bisiklet kültürünün gelişimine katkıda bulunulacak. Alanında uzman bisikletçiler Çorum'a davet edilecek ve bisiklet akademisinde Çorumlulara eğitimler vermeleri sağlanacak. Türkiye'de çok az şehirde bisiklet akademisi var. Çorum, bisiklet akademisini açarsa bu alanda da öncülük eden şehirler arasına adını yazdırmış olacak. Sadece yol ve konaklama ücretine karşılık olarak günübirlik Çorum'a gelip bisiklet eğitimleri verecek bir düzine bisiklet aktivisti tanıyorum. Her ortamda yerel yönetimlerin bisiklet konusundaki ilgisizliğinden yakınıyorlar. Nezaketle davet edersek Çorum Bisiklet Akademisi'nde bisiklet konulu eğitimler vermekten, etkinlikler düzenlemekten büyük zevk alırlar.
Bisiklet Akademisi, Çorum Bisiklet Evi ile birlikte düşünülmeli. Binanın üst katı bisiklet evi olarak tasarlanmalıdır. Çorum Bisiklet Akademisi ve Çorum Bisiklet Evi'ni bütünsel bir yatırım olarak düşünmeliyiz. Birbirini tamamlayan birbirini besleyen yatırımlar oldukları için aynı mekânda yapılıyor olmasında herhangi bir sıkıntı yoktur. Aynı zamanda ikisini tek mekânda toplamış olmak daha ekonomik olacaktır.
1. https://luleburgaz.bel.tr/motosiklet-bisiklet-akademisine-hayran-kaldilar/
2. https://www.milliyet.com.tr/yerel-haberler/kirklareli/luleburgaz/turkiyeye-gelen-bisikletcilerin-ilk-duragi-lu-6328203
3. https://bisikletakademisi.net/
4. ÇORUM BİSİKLET EVİ
Bisiklet evi nedir, ne işe yarar? Bisiklet evinin normal bir evden hiçbir farkı yoktur. Tek farkı burada bisiklet turcularının ücretsiz olarak konaklamasına imkân tanımasıdır. Biliyorsunuz, dünya üzerinde milyonlarca tur bisikletçisi var. Asya turuna çıkan da var, dünya turuna çıkan da... Türkiye turu yapan da var. Bunları şehrimize çekebilmek için onların ücretsiz olarak konaklayabileceği bir bisiklet evine sahip olmamız büyük avantaj sağlayacaktır. Siz farkında değilsiniz fakat bu turcular arasında milyonlarca takipçisi olan uluslararası influencerlar var. Bu açıdan bakarsak Çorum Bisiklet Evi, Çorum'un tanıtımında az maliyetli bir reklam kampanyası olarak bile düşünülebilir. Bisiklet evinde ücretsiz konaklayan tur bisikletçileri ile bisiklet akademisinde eğitimler de planlanabilir. Hiçbir şey yapılamasa dahi bu tur bisikletçileri, bisiklet akademisinde, çıktıkları uzun turlarda başlarına gelen ilginç olayları anlatsa yeter. Bisiklet akademisi ve bisiklet evinde yapılan etkinlikler Çorum'un yerel televizyonlarında yayınlanabilir, sosyal medya hesapları üzerinden canlı yayın yapılarak daha geniş bir kitleye ulaşılabilir. Böylece Çorum'da bisiklet kültürünün gelişmesine teorik alanda büyük bir katkı sunulmuş olur.
1. https://www.cyclistmag.com.tr/2020/10/27/istanbul-bisiklet-evi-acildi/
2. https://www.velesbid.org/bisiklet-evi/
3. http://www.arkiv.com.tr/proje/itu-bisiklet-evi/9562
5. YEREL BİSİKLET YARIŞLARI (KRİTERYUM, DAR BÖLGE YOL YARIŞLARI, DAĞ BİSİKLETİ YARIŞLARI, GRAN FONDOLAR, TEMATİK YARIŞLAR)
Bisiklet söz konusu olduğunda sürekli Avrupa'yı örnek gösteriyoruz. Peki Avrupa bu seviyeye nasıl geldi? Biliyor muyuz? Dünyanın en büyük üç bisiklet yarışının üçü de Avrupa'da yapılıyor. Bu yarışlar her sene miyonlarca turisti yarışın yapılacağı o ülkeye taşıyor. Yarış, heyecan ve tutku demek. Yarış olmadan bir şehirdeki bisiklet kültürünü beslemek mümkün değil. Bu yüzden Çorum'da mutlaka ama mutlaka bisiklet yarışları düzenlenmelidir. Özellikle geniş halk kitlelerinin katılabileceği ücretsiz gran fondolar (bisiklet branşındaki halk yarışları) düzenlenmeli. Çorum'da bahar aylarında düzenlenen halk koşusuna Çorumluların gösterdiği yoğun ilgi ortada. Neden bisiklet konusunda da bir halk yarışı düzenlenmesin? Buradan başlanır ve daha sonra profesyonel anlamda yapılacak diğer bisiklet yarışları için organizasyon tecrübesi kazanılır. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu'nun bir etabının Çorum'dan geçmesi için gerekli girişimler yapılabilir. Siz farkında değilsiniz fakat bu yarış yüzlerce ülkede canlı yayınlanıyor. Milyonlarca kişi tarafından da izleniyor.
Türkiye'nin pek çok ilinde 15 Temmuz'da bisiklet yarışları düzenleniyor. Çorum'da niçin düzenlenmesin? Cumhuriyet Bayramı'nda yol bisikleti yarışları yapılıyor. Bayram coşkusunu arttırmak için Çorum'da neden yapılmasın? Türkiye Şampiyonası neden Çorum'da yapılmasın? Bunların hangisini Çorum'a getirmek için bir girişimde bulunduk bu güne kadar? Bisiklet yarışı kültürü olmayan bir şehirde bisiklet kültürünün bir ayağı eksik kalır. Yarış koşulacak ki şehirde bisiklet konusunda bir heyecan ve tutku yaratabilelim. Önünden 65 km/s hızla geçen pelotonu bir kere gören bir çocuk ya da genci bisiklet sporundan uzak tutmak çok zordur. O adrenalini tatmak için ne yapar ne eder bilemem ama mutlaka bir yolunu bulup bisiklet sporuna başlar. Bu heyecana sahip çocuklarımızı ve gençlerimizi işinin ehli Çorumlu bisiklet antrenörleri bilimsel yöntemlerle eğiterek spora kazandıracak. Yarışlar bu açıdan da oldukça önemlidir.
Ayrıca her bisiklet yarışının yarattığı bir ekonomi vardır. Sözgelimi Veloturk tarafından İzmir Çeşme'de düzenlenen gran fondoya ülkemizin her yerinden amatör bisikletçiler gidiyor. Ortalama bir amatör bisikletçinin bu yarışlara giderken yaptığı harcama 2500 lira civarında. Yarış günü Çeşme şehir içinde yaptığı ya da yapacağı harcamalar buna dâhil değil. Yarışmak için bile gitmiş olsanız o yeri şöyle bir gezmeden, yerel tatlarını denemeden, tarihi mekânlarını ziyaret etmeden geri döner misiniz? Gelmişken hepsini araya sıkıştırmak için çaba sarf edersiniz. Son yapılan Çeşme Gran Fondo'da 1000'in üzerinde katılımcı yarıştı. Yarışı izlemek için gelenleri saymıyoruz bile. Bu yarışın bir günde Çeşme'ye bıraktığı parayı Çorumlu turizmciler hesap etsin. Size sadece şunu söyleyeyim. İç Anadolu bölgesinde Ankara dâhil hiçbir ilde düzenli gran fondo yarışı yapılmıyor. Binlerce Ankaralı yol bisikletçisi yıllardır Ankara'da gran fondo yapılmasını istiyor. Kimse düzenlemiyor. Çorum-Ankara arası otomobil ile 3 saat, otobüs ile 4 saat. Samsun'da yüzlerce yol bisikletçisi var yarış koşmayı bekleyen. Samsun, Çorum'a otomobille 2 saat, otobüsle 2.5 saat. Aynı standartlarda bir yarış Çorum'da düzenleniyor olsa bu amatör yarışçılar Çeşme'ye mi gider Çorum'a mı gelir? Para kazanmayı isteyen bir Çorumlu turizmci aranıyor?
1. https://www.cyclistmag.com.tr/2020/01/07/kralice-yaris-gran-fondo-cesme/
2. https://8bar-bikes.com/blog/8bar-crit-2020/
3. https://en.wikipedia.org/wiki/Red_Hook_Crit
4. https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/15-temmuz-sehitlerini-anma-ulusal-bisiklet-yol-yarisi-/1204482
6. ÇORUM VELODROMU
Türkiye'nin ilk olimpik velodromu Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından bu sene Konya'da yapılacak. Türkiye'de ilk ve tek olacak. Türkiye'nin başka bir yerinde üzerinde yarış düzenlenebilecek kapasitede ikinci bir velodrom yok. Yakın tarihte olacak gibi de görünmüyor. Çorum velodrom yapmayı başarabilirse bu alanda Türkiye'deki ikinci şehir olacak.
Olimpik standartlarda olmasa bile 250 metrelik bir pisti olan yerel bir velodrom inşa edilebilir. Sadece pistinin olimpik standartlarda olması bizim için yeterli olur. Burada sporcu yetiştirebilir, antrenman yaptırabilir, yarış düzenleyebiliriz. İlk etapta üstü kapalı bir pist yapılır. Diğer unsurlar bütçe müsait oldukça zamanla tamamlanarak pist olimpik standartlara kavuşturulur. Üstü kapalı olarak inşa edilecek bu yerel velodromun projesini bisiklet federasyonundan alabilirsiniz. Bir şehirde velodromun olması o şehrin bisiklet sporu konusunda öncülük yapması anlamına gelecektir. Üstü kapalı bir velodrom, kış şartlarında da bisiklet sporunun yapılabilmesini sağlayacaktır. Bu listede en maliyetli iş velodrom. Ama bisiklet alanında en büyük faydayı velodrom sağlayacak. Çorum Velodromu sayesinde yıllardır ciddi bir varlık gösteremediğimiz pist bisikleti branşında ülke olarak hak ettiğimiz yere gelebiliriz.
Velodromda yapılacak pist bisikleti yarışları bisiklet sporuna olan ilgiyi inanılmaz düzeyde arttıracak. Velodrom yarışları tam bir halk şölenidir. 250 metrelik bir pistin etrafında son hızla dönen bisikletçileri izlemek tam bir adrenalin pompasıdır. Velodrom yarışlarını bisikletin Nascar'ı gibi düşünebilirsiniz. Düşmesi, kalkması, kazası boldur. Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası'nı izleyin, Dünya Pist Bisikleti Şampiyonası'nı izleyin, ne demek istediğimi o zaman tam olarak anlayacaksınız. Kışın her hafta sonu düzenlenecek pist bisikleti yarışları ile spor etkinlikleri alanında fakir sayılabilecek bir şehir olan Çorum için mükemmel bir spor etkinliği kazanılmış olacaktır. Hem de Çorum, Türkiye'de velodrom konusunda ilkler arasına adını yazdıracak. Ayrıca bir spor tesisi daha kazanmış olacak.
1. https://www.aa.com.tr/tr/spor/turkiyenin-ilk-olimpik-veledromu-6-ay-icinde-tamamlanacak/2138489
2. https://tr.wikipedia.org/wiki/Veledrom
7. DAĞ BİSİKLETİ PARKURU
Yozgat'ta olup da Çorum'da olmayan tek şeyin hava limanı olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Yozgat'ın bile dağ bisikleti parkuru var, Çorum'un yok! Hatta birkaç yıl önce burada uluslararası dağ bisikleti yarışları düzenlendi. Yozgat Çamlık içindeki bu dağ bisikleti parkurunda dağ bisikletçileri için özel tasarlanmış güvenli bir parkurda antrenman yapma şansınız var. Çorum'da bisiklet kullanıcılarının büyük çoğunluğu dağ bisikleti kullanıyor. Türkiye'nin her yerinde ibre dağ bisikletinden yana ağır basıyor. Ayrıca dağ bisikleti yarışları özel parkurlarda yapılan yarışlar. Çorum'da bir dağ bisikleti yarışı düzenlemek için böyle bir parkura ihtiyacınız olacak. Üstelik maliyeti de çok düşük. Bir kepçe, iki kamyon kereste ile inşa edilebiliyor. Siz yeter ki böyle bir parkur inşa etmek için bir adım atın, Türkiye Bisiklet Federasyonu projesi dâhil her şeyini hazır olarak size veriyor.
1. https://www.haberler.com/dag-bisikleti-yarislari-yozgat-ta-yapildi-7622638-haberi/
2. https://www.ntv.com.tr/galeri/spor/uluslararasi-yozgat-dag-bisikleti-yarismasinda-72-kisi-yaristi,eajxVgwnhUeEsadLEGm6Hg
3. http://bizgi.org/blog/2014/09/dag-bisikletciligi-denemeleri-yozgat-camligi-milli-parki/
8. BMX PARKURU
BMX bisikletler, bisiklet camiasının içinde ayrı bir kültürü temsil ediyor. Yediden yetmişe kadar tutkunları mevcut. Aynı zamanda bisikletle atlayıp zıplamayı seven gençlerin de gözdesi. Çorum'da da bu bisikletlere ilgi duyan gençler var. Şehir merkezinde bu bisiklet türüne uygun bir parkur olmadığı için gençler kaldırımlarda, merdivenlerde, Anıt'ın önündeki alanda atlayıp zıplayıp duruyorlar. Hem kendi sağlıklarını hem de çevredeki yayaların sağlığını tehdit ediyorlar. Şehirde ulaşım açısından erişim kolaylığı olan bir alanda BMX bisikletler için özel olarak tasarlanmış bir atlama zıplama parkuru yapılırsa bu gençlerin kendisini geliştireceği bir alan yaratılmış olur. Hem de çok az bir maliyetle gençler için sportif bir eğlence mekânı yaratılmış olur. Çorum'un caddelerinde, kaldırımlarında atlayıp zıplayıp trafik güvenliğini tehlikeye atacaklarına BMX parkurunda kimsenin başını belaya sokmadan sabahtan akşama kadar atlayıp zıplayıp dururlar.
1. https://www.selcuklu.bel.tr/haberler/guncel-haberler/2568/konya-da-ilk-olacak-bisiklet-parkuru-selcuklu-ya-kazandiriliyor.html
2. https://www.bisiklethaber.com/2012/03/turkiyenin-ilk-bmx-bisiklet-pisti-alanyada/
9. GÜVENLİ BİSİKLET YOLLARI
Bisiklet şehri olma iddiasındaki bir şehirde, şehir içi ulaşımın %10'undan fazlasının bisikletle yapılıyor olması gerekir. Bu rakama ulaşamamış şehirlere dünyada bisiket şehri denmiyor. Mevcut durumda bizim ülkemizde şehir içi ulaşımda bisikletin payı en yüksek olan şehir Konya! Yaklaşık olarak 600 kilometrelik güvenli bisiklet yollarına sahip ve bu yolların tamamının bağlantı noktaları tamamlanmış durumda. Bisiklet yolları toplu ulaşıma da entegre edilmiş. Buna rağmen Konya'da şehir içinde yapılan ulaşımın sadece %5'i bisikletle yapılıyor. Dünya standartlarına göre ülkemize bisiklet konusunda öncülük eden Konya bile bir bisiklet şehri olarak kabul edilemez. Hatta hatta bisiklet yolları tamamlandıktan sonra Konya'da şehir içinde bisiklet kullanımı %2 oranında düştü. Yanlış duymadınız, belediye 600 kilometreye yakın bisiklet yolu yaptı ve bisiklet kullanımı düştü. Demek ki bir şehrin bisiklet şehri olması için bisiklet yolları tek başına işe yaramıyor. Halkınızı bisiklet kullanımı konusunda ikna etmelisiniz. Yeni bisikletçiler kazanmalısınız.
Güvenli bisiklet yolları tek başına hiçbir işe yaramayacak. O bisiklet yollarını kullanacak halkı da eğiterek yetiştirmek zorundasınız. Yukarıda anlattığımız bisiklet eğitimi kursları, bisiklet akademisi, bisiklet evi etkinlikleri, bisiklet yarışları, velodrom, dağ bisikleti parkuru vs bunların hepsi şehirde bisiklet kültürünü yaratmak ve yaymak için ihtiyacımız olan fizikî araçlardır. Çorum'a her gün işine bisikletle gidip gelen 15 bin Hollandalı ithal etmek gibi bir çılgın projeniz yoksa eğer yaptığınız bisiklet yollarını kullanacak kitleyi de Çorumluların içinden çıkarmanız gerekiyor. Bunun için de Çorum halkının yoğun bir kitlesel propaganda ile bisiklet konusunda bilinçlendirilmesi, bisiklete binme konusunda ikna edilmesi ve planlı biçimde eğitilmesi şarttır. Aksi takdirde yaptığınız bisiklet yolları bomboş kalacak. Siz de yaptığınız ve yapacağınız bisiklet yolları yüzünden esnafla ve vatandaşla karşı karşıya geleceksiniz. Konya örneği ortada. Çorum'un nüfusu 280 bine yakın, Çorum'daki bisiklet topluluklarının hepsinin toplam üye sayısı bini geçmiyor. Çorum'a 200 kilometre güvenli bisiklet yolu yapsanız bile bu yolları dolduracak oranda bisikletliniz yok. Matematik yanılmaz.
1. https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/dunyada-bisiklet-yolu-en-uzun-ikinci-sehir-konya/1863377
2. https://www.hurriyet.com.tr/gundem/bisiklet-sehri-konyadan-turkiyede-bir-ilk-bisiklet-tramvayi-raylarda-41602739
3. https://www.youtube.com/watch?v=zf8U28H2yRc&t=3428s
10. KAMUSAL ALANLARDA GÜVENLİ BİSİKLET PARK YERLERİ
Evinden şehir merkezine bisikletle gelen bir yurttaşımız bisikletini nereye park edecek? Nereye kilitleyecek? Elektrik direğine mi? Çorum'da Gazi Caddesi'nde işi olan yurttaşlarımızın %10'u işine bisikletle gidip gelmeye kalksa caddede bisiklet kilitlenmemiş direk kalmaz, yayalar düz yolda yürüyemez. Bisiklet şehri olma iddiasındaki bir şehirde yurttaşlarımızın güvenle bisikletlerini park edebilecekleri kamusal alanlar olur. Şehir merkezine bisikletiyle gelen biri bisikletini kilitlemek için direk arıyorsa o şehir bisiklet şehri falan olamaz.
Bisiklet sizin bildiğiniz gibi ucuz bir araç değil. Bin liradan başlayıp 75 bin liraya kadar bisikletler var piyasada. En ucuzunu aldığımızı varsayalım. Bisikletimizi sokaklara park ettiğimizde kolayca çalınabilir bir nesne olan bisikleti art niyetli insanların insafına terk ediyoruz. Teorik olarak bin lirayı sokakta bırakıyoruz. Birisi çalıp gitse bulmanız da imkânsız. Polise gittiğinizde ciddiye alınmıyorsunuz. Bisiklet çalınmış deyip geçiyorlar. Doğru düzgün bir kamera kaydı yoksa elinizde, ayrıca işin peşini bırakmayan bir tipseniz lütfedip sizin bisikletinizin peşine düşülüyor. Çalınan bir bisikletin tekrar bulunabilme oranı fail-i meçhul cinayetlerin çözülme oranlarından düşük. Varın gerisini siz hesap edin. Yaşadığı şehirde bisikletini güvenli bir biçimde park edebileceği kamusal alanlar olmayan bir Çorumlu neden bisiklete binsin? Çorumlu bir liranın kıymetini çok iyi bilir. Bin lirasını da sokağa atmaz. Bisikletini güvenle park edebileceği bir alan olmadan da bisiklet falan almaz.
Güvenlik kamerası ile izlenen bisiklet park yerleri yapılmalı. Ayrıca bu bisiklet park yerlerinin üstü kapalı olmalı. Bir de bisikletlerin kilitleneceği demirler yüksek tutulmalı. Sadece tekerlekten bisikleti kilitlemek güvenli değil. En azından kadronun üst borusuna denk gelecek biçimde uzun ve paslanmaz çelik malzemeden üretilmiş bisiklet park yerleri yapılmalı. Bunların tamamı şehir merkezindeki kamusal alanlara yapılmalı, kolay ulaşılabilir yerlerde olmalı. Pratik olmayan park yerleri boş kalacaktır. Kolay ulaşılabilir olmayan bir bisiklet park yeri tüm şartları karşılıyor olsa bile bisikletliler tarafından kullanılmayacaktır. Bunu da düşünmek gerekir.
11. BİSİKLET TURİZMİ
Bisikletin de turizmi mi olurmuş demeyin! Avrupa ülkeleri bisiklet turizminden her yıl 4 milyar euro kazanıyor. 4 milyarı mevcut euro kuru ile Türk lirasına bir çevirin lütfen. Ne kadar önemli bir sektör olduğunu anlayacaksınız. Bu 4 milyar euroluk bisiklet turizmi pastasının 1 milyon euroluk bir bölümünün her sene Çorum'a aktığını bir hayal ediniz. Bu miktarın 280 bin nüfuslu Çorum'da yaratacağı istihdamı da hayal ediniz. Bisiklet konusunda yapılan her bir euroluk yatırım on euro olarak geri dönüyor. Bisiklet turizmi konusunda inanılmaz bir potansiyele sahip Çorum'un planlı yatırımlarla hak ettiği yere ulaştırılması gerekiyor. Yukarıda madde madde anlattığımız çalışmalar yapılırsa Çorum bir bisiklet şehri olabilir ve bisiklet turizminden de hak ettiği payı alabilir. Nereden başlamak gerektiği konusunda bir fikir verebilmesi amacıyla Marmaris Bisiklet Rotaları Rehberini örnek verebilirim. Var mı Çorum'un böyle bir rehberi? Eurovelo konusunda Çorum'un planı nedir? Bu alanlarda adı bile geçmeyen Çorum nasıl bir bisiklet şehri olabilir?
1. https://www.bisikletizm.com/bisiklet-turizmi-nedir/
2. https://www.cyclistmag.com.tr/2020/01/15/turizmin-yeni-gozbebegi-bisiklet-turizmi/
12. SOSYOLOJİK ALT YAPININ NESNEL TAHLİLİ
Çorum'u bir bisiklet şehri yapabilmek için öncelikle bisiklet konusunda Çorum'un sosyolojik alt yapısının nesnel bir biçimde tahlil edilmesi gerekmektedir. Çorumlunun bisiklet algısını doğru analiz etmeden yapılan bütün ütopik çalışmalar nesnel gerçekliğin sert duvarına kafasını çarpmak zorunda kalacaktır.
Tüm Türkiye'de olduğu gibi Çorum'da da bisiklet bir çocuk oyuncağıdır, karne hediyesidir. Çorumlunun bisiklet algısında "bir ulaşım aracı olarak bisiklet" maalesef yer almamaktadır. Öncelikle bu algıyı değiştirmeye yönelik kültürel faaliyetler yapılarak bir ulaşım aracı olarak bisiklet temalı toplumsal farkındalık projeleri üretilmeli, bu projelere her yaştan her sınıftan Çorumlunun katılması sağlanmalı, kentte bir bisiklet kültürü inşa edilmelidir. Bisikletin bir ulaşım aracı olduğu anlayışını Çorum'da yerleştirmeden Çorum'u bir bisiklet şehri yapabilmek hayal bile değildir.
Çorum'da trafiğe kayıtlı otomobil sayısı her geçen yıl artmaktadır. Ülke genelinde yükselen satın alma gücündeki artış dolayısıyla orta üst ve üst sınıf ailelerin büyük çoğunluğunun iki otomobile sahip olmaya başladığını gözlemliyoruz. 70'li yıllarda bir köyde iki tane otomobil olduğu vakit o köyü zengin kabul ederken bugün köylerimizde bile otomobil sahibi olmayan aile kalmamıştır. Kent merkezindeki otomobil yoğunluğunu ölçmek için Gazi, İnönü, Fatih, İlhan Güler, Bahabey Caddelerindeki trafiği gözlemlemek yeterli olacaktır. Çorum'da otomobil sayısı her geçen gün artarken merkezî caddelerin genişliği aynı kalmaktadır. Bu da ciddi bir otomobil trafiği yaratmaktadır. Bazı saatlerde Anitta'nın önünden İnönü Caddesi'ne giren bir otomobil, Gazi Caddesi'nden Atatürk Anıtı'na ulaşana kadar yarım saat geçmektedir. Buna rağmen Çorumlular otomobillerinden vazgeçmiyor. Öncelikle bu gerçekliği görerek harekete geçmek gerekiyor.
Çorum'da otomobil sahibi olmak bir saygınlık göstergesidir. Dünyanın ve Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi Çorum'da da üst segment bir otomobil, SUV yahut jeep sahibi olmak bir saygınlık göstergesidir. Asgari ücretle çalışan ortalama bir Çorumlunun 50 bin lira birikim yaptıktan sonra satın aldığı ilk şey otomobil olmaktadır. Bu sadece Çorum'da böyle değildir, ülke genelinde aynı sosyolojik eğilimin varlığını gözlemliyoruz. Eskiden bir ömür boyu para biriktirdikten sonra ancak emekli ikramiyesi ile otomobil sahibi olabilen toplumsal sınıflara mensup kimseler dahi otomobile koylaca erişebilmektedir.
Çorbis ve bisiklet yolları Çorum'u bisiklet şehri yapma amacına yönelik olumlu yatırımlardır. Ancak toplu taşımaya entegre edilmemiş, bağlantı noktaları tamamlanarak kesintisiz bir hâle getirilmemiş bisiklet yolları hiçbir yarar sağlamayacaktır. Diğer şehirlerdeki bisiklet yolları pratiklerinden bunu öğreniyoruz. Çorbis ise her açıdan ve her bağlamda çok doğru bir yatırımdır. Uygun mevsimlerde her yaştan ve her kesimden Çorumlunun Çorbis sistemini etkin bir biçimde kullandığını gözlemliyoruz. Hafta sonu Çorbis istasyonlarında bisiklet bulmak gerçekten ciddi bir mesele hâline geliyor. Çorum halkı bu tip yeniliklerle açtır. Diğer şehirlere gidip gördüğü pek çok yeniliğin Çorum'da olmamasından da yakınmaktadır. Yazının ilk bölümlerinde yapılmasını gerekli gördüğümüz yatırımların gerçekleştirilmesinin Çorum halkında ciddi bir talep yaratacağını öngörüyoruz.
SONUÇ
Burada sıraladığımız maddeler sadece Çorum'u ilgilendiren maddeler değildir. "Bisiklet şehri" olma iddiasındaki her şehrin yapması gerekenleri sıraladık. Bu yazıda "Çorum" yazan yerleri herhangi bir ilimizin adıyla değiştirin, durum değişmez. Bisiklet şehri olmak isteyen her yerde bunların yapılması gerekir. Umarım bu yazıyla kendi şehrini bir bisiklet şehri yapmayı arzulayan yerel yönetimlere bir nebze olsun yardımcı olabilmişimdir.
13 Şubat 2021 Cumartesi
BİR FOTOĞRAFIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ 2
Yukarıdaki fotoğraf 1965 senesinde Konya'da yapılan 1. Alaaddin Turu'nda bitiş noktasında çekilmiş bir fotoğraf. Fotoğrafta bitiş çizgisinden birinci sırada geçen bisikletçi Mustafa Cengiz'i görüyoruz. Kendisini yakın bir tarihte kaybettik. Bisiklet camiasının vefalı insanlarından biri olan Mehmet Büyükarı'nın onun vefatı dolayısıyla paylaştığı bir fotoğraftan hareketle derin düşüncelere dalacağız yine. Değerli büyüğümüz Mustafa Cengiz'e Allah'tan rahmet, acılı ailesine baş sağlığı diliyorum. "Bir Fotoğrafın Düşündürdükleri" serisinin ikinci yazısını bu fotoğraf üzerine yazmaya karar verdim. Tarihsel olarak bir gelenek yaratması nedeniyle anlamlı bir turda çekilmemiş olsa bile (Marmara Turu, Akdeniz Turu, Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu) içeriği dolayısıyla derin anlamlar taşıyor bizim için. Haydi şimdi de bu fotoğrafın üzerinde arkeolojik bir kazı yapalım. Bakalım neler çıkacak?
Kalabalığa dikkat! 1965 yılında yapılan bir yol bisikleti yarışının bitiş çizgisinde toplanmış kalabalığı görüyorsunuz. Fotoğrafta bizim görebildiğimiz kadarıyla bin kişiden fazla bir seyirci kitlesinin orada bulunduğunu söyleyebiliriz. Yıl 1965! Yer Konya! Yanlış anlamayın fakat 2020'de salgın başlamadan önce Konyaspor futbol kulübünün bazı maçlarında tribünlerdeki seyirci sayısından fazla bir rakam bu. Demek ki o yıllarda bisiklet dehşet popüler. Kitleler bisiklet yarışlarını futbol maçları gibi takip ediyor. 60'lı yıllarda yerlerde sürünen futbolu izlemek yerine dünya çapında rakipleriyle başa güreşen bisikletçileri izlemeyi tercih ediyor halkımız.
Şehre dikkat! 1965 yılının Konya'sı. İrdeleyelim. 1965'te Türkiye'nin toplan nüfusu 31 milyon 391 bin 421. Konya'nın 1965 yılındaki toplam nüfusu 1 milyon 122 bin 622! Şehir merkezinin toplam nüfusu 354 bin 578. 1965 yılında Konya nüfusunun %68'i kırsal nufus, %32'i ise kent nüfusu. (Bu son veri ne alâka diye soranlar lisede coğrafya dersini hiç dinlememiş. 😂) 2019'da -bakınız bir de iki yıl önceki verileri paylaşıyorum- Türkiye'nin toplam nüfusu 83 milyon 154 bin 997 kişi. Konya'nın nüfusu ise 2019 yılında 2 milyon 232 bin 374. Neredeyse iki katı oranında artmış. Bugün Konya'da Allaaddin Turu'nu yeniden yapsak bitiş çizgisinde bu kadar insanı toplama şansımız yok. Nüfus artmış, ülke gelişmiş, ama bisiklet sporuna duyulan ilginin oranı azalmış. Veriler ortada.
Bitiş yerinin seçimine dikkat! Dümdüz bir yer seçip geçmek yerine seyircilerin tribün benzeri dizilebileceği eğimli bir tepeciğin kenarına bitiş konmuş. Dümdüz bir yer seçilmiş olsaydı sadece ilk sıradakiler yarışı izleme şansına sahip olacaktı. İkinci sıradaki izleyicilerden başlayarak arkada kalan kimse yarışın bitişini izleyemeyecekti. Bu şekilde doğal bir amfiyi andıran tepede bin kişiye yakın hatta binden biraz fazla sayıda insan tarafından yarışın bitişi izlenebiliyor. Yarışın bitiş yerini seçenler seyirci faktörünü de düşünmüş. İnceliğe bak, zarafetin düzeyine bak. Yıl 1965, yarışı düzenleyen kişilerdeki kafa yapısına bak. Ne kadar çok kişi izlerse bisiklet kültürü o kadar çok gelişir diye düşünecek kalitede nitelikli bisiklet insanını 1965 Türkiye'sinde kimler yetiştirdi? Soruyu ortaya atıyorum. Bilen beri gelsin!
Bariyerlere dikkat! Hangi bariyerler? Aga bariyer yok! Halk ile bisikletçiler arasına bariyer konmamış. Burada iki ihtimal var. Birincisi ihmal. Bisikletçilerin can güvenliği hiçe sayılarak bitiş çizgisindeki kalabalığı yarış parkurundan fizikî olarak ayıran bariyerler konmamış. İkinci ihtimal ise halka güven. O yıllarda Konya'daki bisiklet kültürü o derece ileri ki halk bir bisiklet yarışının nasıl yapıldığını ve nasıl izlenmesi gerektiğini çok iyi biliyor, yola atlamıyor, karşıdan karşıya geçmiyor, bisikletçilerin yaşamını tehlikeye atacak riskli hareketlerden uzak duruyor. Bu yüzden bu derece ileri bir bisiklet kültürüne sahip eğitimli halkın olduğu Konya'da, organizasyon halk ile bisikletçiler arasına bariyer koyma gereği duymamış. Helaaaaaalll!
Yarışta kürsü yapan bisikletçilere dikkat! Birinci Mustafa Cengiz, ikinci Nusret Ergül, üçüncü Rıfat Çalışkan. Türk bisiklet sporuna emek vermiş yüzlerce saygıdeğer isimden sadece üçü. Bugün granfondo koşan 500 kişiye bu isimleri kimdir, necidir diye sorun doğru düzgün bir yanıt alamazsınız. Gençlerin çoğu yaptığı sporun geçmişinde kimler var kimler yok bilmiyor. Geçmişini bilmeyenin geleceği olmaz. Kökü olmayan çınar olamaz. Tarihsiz insan, susuz deniz kadar mantıksızdır. Yeni ortaçağda makbul hâle gelen ve her alana bulaşan zırcahillik bisiklet sporuna mı bulaşmayacaktı? Ne sandınız? Yahu bu ülkede baleyi spor kategorisine sokup gençlik ve spor bakanlığına bağlamaya çalışanlar var. Bale diyorum bale!!!! Aloooo baaaaalleeeee! Bisikletin de ulaştırma bakanlığına bağlanması an meselesidir, demedi demeyin!
1965'in Konya'sında yapılan bir bisiklet yarışında karşımıza çıkan manzara işte tam olarak bu. 2021 ile karşılaştırmasını yapınız. World Tour seviyesindeki Tour Of Turkey'in hangi etabında böyle bir bitiş manzarası hatırlıyorsunuz. Mesela en son 2016 yılında yapılan 52. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu'nun Aksaray-Konya arasıdaki efsanevî etabını ele alalım. Hani Lotto Soudal takımının cümle âleme ters deryar dersi verip pelotonu kırıp geçirdiği, acılardan acı beğendirdiği etabı diyorum. Unutmuş olamazsınız! Eşelon, deryar, ters deryar dersi vermek isteyen bisiklet antrenörü öğrencilerine o etabı izletsin. Mesela o etabın bitişindeki kalabalığı ele alalım. 2016 yılının Konya'sında Tour Of Turkey'in bir etabı bitiyor, 2016 yılında Konya nüfusu 2 milyon 131 bin kadar. Kalabalığa bak. YouTube'da etabın tamamının videosu var. Bitiş kalabalığını açıkça görebilirsiniz. Sonra da 1965 yılındaki alelade bir yarış olan Alaaddin Turu'nun bitiş çizgisindeki kalabalık ile karşılaştırın.
1965 yılında federasyonun faaliyet programındaki herhangi bir yarış olan Alaaddin Turu'nun halkın ilgisini çekme oranı ile günümüzde ululsal medyada haber bile olamayan Türkiye Şampiyonası'nın halkın ilgisini çekme oranını karşılaştırın. 1965'ten günümüze bisiklet sporu gelişmiş mi gerilemiş mi siz hesap edin. Ben herhangi bir yorum yapmayacağım.
9 Şubat 2021 Salı
BAŞARILI BİSİKLET YOLU ÖRNEKLERİ - BİSİKLET YOLLARI ÜZERİNE VOL 3
Bisiklet yolları üzerine kaleme aldığımız yazı dizisinin üçüncü bölümünde başarılı bulduğum bisiklet yollarını ve bunların genel özelliklerini inceleyerek kapsayıcı bir sonuca ulaşmayı umuyorum.
Türkiye'de yapılmış ve başarıya ulaşmış pek çok bisiklet yolu var. Ama ben bunlardan kullanma imkânına eriştiğim birkaç tanesini örnek vereceğim. Deneyimlemediğim yollar hakkında şöyle güzel böyle harika diye atıp tutmayacağım. Benim deneyimlediklerim arasında birkaç tane iyi örneği seçip onlara odaklanacağım. Bu dar örneklemden hareketle, yine bu dar örneklemden çıkarılabilecek yargılarda bulunacağım. Lütfen bu yargıların vaka analizi olduğunu unutmayalım. Türkiye'deki bütün bisiklet yollarını kapsayan bir yargıda bulunuyormuşum gibi eleştiriler sunmayalım.
İzmir'de yapılan ve başarılı olduğuna inandığım bisiklet yolu örneği İzmir Körfezi'nde boydan boya uzanan bisiklet yoludur. Bu yolun tek kusuru bağlantı noktalarının bir türlü tamamlanarak kesintisiz bir yol hâline getirilememesidir. Belediyenin beceriksizliği yüzünden bir türlü birleştirilemeyen bu yol İzmirlilerin bisiklet konusundaki can damarı... Hafta sonu tam bir bisikelt şöleni hâline geliyor. Her sınıftan bisikletlinin kendi çapında bisiklete binerek zevk aldığı bir alan yaratılmış. Eksikleri var, kusurları var; ama yine de var... İnsanları orada bisiklet sürmek için toplayabiliyor. Neden? Çünkü dünyanın en zevkli sahil bisiklet yollarından bir tanesi. Hafta içi sakin, hafta sonu karnaval. İnsanlara bol bol deniz havası alarak bisiklet sürme olanağı tanıyan bu bisiklet yolunu oldukça başarılı buluyorum. Zira her gün binlerce insanı üzerinde toplayabiliyor. Ulaşım amaçlı olarak bu yolu kullanan çok az insan var. Genellikle eğlenceli bir hafta sonu bisiklet etkinliği için kullanılıyor. Hafta içi ise evi bisiklet yoluna yakın olan kimselere düşük tempoda zevkli bir spor yapma olanağı tanıyor.
İstanbul'da Pendik-Caddebostan arasında toplamda 24 kilometrelik kesintisiz bir bisiklet yolu mevcut. Deniz kenarından Caddebostan ile Pendik arasını pedallayarak geçebiliyorsunuz. Günün her saatinde bu bölgede yürüyen, bisiklet süren insanlar görebilirsiniz. Her çeşit bisikletliyi bu yolda gözlemlemeniz mümkün. Amatör bisikletçiler, hobi bisikletçileri, bisikletle gezintiye çıkanlar, kiralık bisikletliler vs. İş yeri bu rotanın üzerinde bulunan hemen hemen herkes haftada birkaç kere bile olsa bu yolu kullanmaya çalışıyor. Deniz kenarında ferah feza bir ortamda spor yapma olanağı tanıyan bu bisiklet yolunun yoğun olarak kullanıldığını gözlemliyoruz. Yol üzerinde ciddi anlamda bir bisikletli trafik yoğunluğu var. Üzülerek söylemeliyim ki birkaç yıl sonra artan bisikletliler yüzünden bu yol ihtiyacı karşılayamayacak. Genişletilmeli yahut alternatif bir rota belirlenmelidir.
Samsun sahilini boydan boya takip eden bisiklet yolu yer yer deniz kenarından yer yer sahil yolundan devam ediyor. Ben sadece hafta sonu kullanma şansına eriştim. Spor için kullanan sayısı çoktu. Çocuklarını alarak orada bisiklet sürmeye gelen babalar da vardı. Bir ara soluklanmak için oturduğum bir bankta kronometremi çalıştırdım. 10 dakikada 73 bisikletli geçti önümden. Oldukça tatmin edici bir rakam bence. Ayrıca Batıpark'ın iç kesimleri bisiklet yolu olmamasına rağmen bisiklet kullanımına açık. Parkın iç kesimlerinde hafta sonu yüzlerce kişinin bisiklete bindiği görebilirsiniz. Bu bisiklet yolu şehrin doğu ucunu batı ucuna bağlıyor. Bu güzergâh üzerinde işi olanların hafta içinde işlerine bu yolu kullanarak gidip geldiğini biliyorum. Ancak Samsun gibi büyük bir şehirde kaç kişi bu yolu ulaşım amaçlı olarak kullanıyor? Şehir nüfusunun önemsiz bir azınlığı... Yol genellikle spor amaçlı bisiklet kullananların tercihi. Zaten Samsun şehri kuzey-güney istikametinde bisiklet yolu inşa etmeye müsait bir şehir değil. Çok dik yokuşları var. Denizden birkaç kilometre sonra dik ve sert yokuşlar başlıyor. Klasik bir Karadeniz şehri. Coğrafya kaderdir sonuçta.
Marmaris Belediyesi bisiklet yolları konusunda harekete geçen ilk belediyelerden biriydi. Bisiklet yolları günümüzdeki kadar popüler değilken ilçe halkı ve esnafını da karşısına alarak ilçe merkezine bisiklet yolları yaptı. Bu konuda çok eleştirildi, yargılandı. Ancak sonuca baktığımızda Marmaris kent merkezinde bisiklet kullanımının arttığını gözlemliyoruz. Marmaris'in bisiklet yolları her yaştan her milletten insanın üzerinde etkin olarak pedal çevirdiği bisiklet yolları hâline geldi. Marmaris'te bisikletin gelişiminde yapılan bisiklet yollarının katkısını inkâr edemeyiz; fakat bu gelişimde en büyük katkıyı Marmaris'teki bisikletçi dostlarımızın etkin mücadelesi sunmuştur. Bisiklet satan ve tamir eden esnaflardan tutun da bisiklet topluluklarına kadar bisikletle ilgili bütün toplumsal bileşenlerin yıllar süren çabalarının bir meyvesi. Marmaris bir bisiklet kenti olarak ön olana çıkıyorsa bundaki en büyük katkı Marmaris halkını bisikletli bir yaşama inka eden, motive eden, yönlendiren Marmarisli bisikletçilerdir. Emeklerine sağlık! Türkiye'de bir ilk olan kentin bisiklet rotalarını oluşturma işini biz Marmaris'ten öğrendik. Marmaris Bisiklet Rotaları adlı altında yürütülen çalışmalara katkı sunan bütün bisikletçi dostlarımıza şükran borçluyuz.
Fethiye'ye ilk defa gittiğimde bu nazenin ilçemizde bir kilometre bisiklet yolu yoktu. Daha sonra Beş Kaza'nın başkenti Fethiye'ye defalarca gittim. Son yıllarda deniz kenarına yapılan bisiklet yolunu da kullandım. Harika bir yol. Bisiklet yolu nasıl yapılır, nereye yapılır, niçin yapılır sorularının tamamına net bir biçimde yanıt veren bir bisiklet yolu olarak örnek gösterebilirim. Bu yolun tasarımından uygulamasına kadar emeği geçen herkesi kutluyorum. Fethiye Belediye başkanına da teşekkür ediyorum. Bisiklet yolu günün her saatinde bisikletliler tarafından etkin bir biçimde kullanılıyor. Fethiye'de bisiklet tamir, bakım ve onarımı yapan esnaf dostlarıma sordum. "Yolun size bir faydası oldu mu?" Bisiklet yolunun bisiklet satışlarını ve kullanımını inanılmaz düzeyde arttırdığı yanıtını aldım. Fethiye, bisiklet yolu yapılmadan önce de bisikletin günlük hayatta etkin bir biçimde kullanıldığı bir ilçemizdi. Bisiklet yolu bu etkin bisiklet kullanımını daha da arttırmış durumda.
Konya her açıdan her bağlamda Türkiye'de bisikletin başkentidir. Bisiklet sporu bağlamında da bisiklet kullanımı bakımından da en ileri şehrimiz burası. Bisiklet sporu açısından düşünecek olursak tam bir bisikletçi fabrikası. Lisanslı sporcu sayısı bakımından da takım sayısı bakımından da Türkiye'nin öncü şehri Konya! Bisiklet sürmek için uygun bir fizikî yapıya sahip olan bu şehrimizin bisiklet konusunda Türkiye'ye öncülük etmesinin birçok nedeni var. Bisiklet sporundaki bu öncü kimliğini günlük hayatta bisiklet kullanımının arttırılması konusunda da sürdürmek isteyen Konya şehir içinde yüzlerce kilometrelik bisiklet yolu tasarlayıp bunları yapmayı başararak bu alanda da öncülüğü ele aldı. Bu konuda emeği geçen herkese teşekkür etmeliyiz.
Konya Belediyesi şimdiye kadar toplamda 600 kilometreye yakın bisiklet yolu yaptı, ancak bisiklet yolları yapıldıktan sonra Konya'da bisiklet kullanımı %2 azaldı. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!!! Bu rakamı duyduğumda ben de şok geçirdim. Her açıdan bisiklet kullanımına uygun, yönetmeliğe ve dünya standartlarına göre 600 kilometre bisiklet yolu yapıyorsunuz ve bisiklet kullanım oranı düşüyor. İyi ki Konya belediye başkanı değilim. O kadar yatırım yap, sonra bisikletin kullanım oranı düşsün. İnsan kafayı yer ya! Tabii ki bunun makul sosyolojik ve ekonomik nedenleri mutlaka vardır. Ama nedeni her ne olursa olsun sonuç ortada. Bisiklet yolu yapıyorsunuz ve kullanımı düşüyor. Her şehirde böyle olacak diyerek bilim dışı bir genelleme yapmıyoruz. Bu doğru da değil. Ancak Türkiye'nin bisiklet şehri olarak bilinen Konya'da bu sonucun ortaya çıkıyor olması bisikletliler açısından her bakımdan olumsuz bir sonuç. Derinlemesine tartışılmalı ve irdelenmeli. Demek ki tek başına bisiklet yolu yaparak bisiklet kullanımını arttıramıyorsunuz. Konya pratiğinden öğrendiğimiz budur.
Ankara-Eymir Gölü'nde bisiklet yolu falan yok. Başarılı örnekler arasında bunu göstermiş olmamın ne anlamı var? Aslında Türkiye'de bisiklet yolları hakkında halktaki genel eğilim ve beklentileri göstermesi bakımından harika bir örnek teşkil ediyor Eymir Gölü. Ayrıca benim bisiklet yolları ile ilgili tezlerimi de çok iyi bir biçimde kanıtlıyor. Emir Gölü çevresini bırakın Ankara'da bir kilometre bisiklet yolu yoktur. (2020) Ama Türkiye'nin ikinci en büyük özel bisiklet kiralama şirketleri burada. Ben bir hafta boyunca Eymir etrafında bisiklet sürerek burayı deneyimleme şansına eriştim. Hafta sonu inanılmaz bir bisikletli yoğunluğu var. Hafta sonu Eymir'e giden ortalama bir Hollandalı "Burası bisiklet konusunda bizden daha gelişmiştir." gibi bir izlenime kapılabilir. Tabii ki sadece izlenimde kalır bu, o ayrı mesele işte... Eymir Gölü çevresi belli oranda trafiğe açık bir alan, ben hafta içinde hep araçlarla karşılaştım orada. Buna rağmen insanlar orada ya kendi bisikletleriyle ya da kiralık bisikletleriyle turlar yapmaya devam ediyorlar. Dikkatinizi çekerim, bir kilometre bisiklet yolu yok orada. Ama insanlar ısrarla orada bisiklet sürmeye devam ediyorlar. Neden? Ankara gibi bir çölde Eymir bir vaha! Şehrin göbeğinde nefes alabilecekleri tek alan orası. Girişine askerî barikat kurmadıkça insanların orada bisiklet sürmesini engelleyemezsiniz.
Başarılı bisiklet yollarının tamamındaki en büyük sorun yolların çoğu zaman yürüyüşçüler ya da mangalcılar tarafından gasp edilmesidir. Başarılı bisiklet yollarının bile birtakım kusurları var. Çimlerin sulanmasıyla ıslanan yolun kayganlaşması, yolun üzerinde yapılan alt yapı çalışmaları yüzünden kazılarak bozulan kısımların onarılmaması yahut geç onarılması, yol üzerinde yapılan çalışmalar sırasında uyarı levhaları asılmaması, araçların bisiklet yolunu kapatacak biçimde park etmesi gibi ülkemizin genel eğitim seviyesinin düşüklüğünden kaynaklanan sorunlar da var maalesef. Bisiklet yolunun kralını yapsan da oranın bisiklet yolu olduğunu bilmeyen insanlar yüzünden yol amacı dışında kullanıyor. Eğitimini vermediğin yeniliği topluma yerleştirmeye çalışmak kadar akıl dışı bir şey yok. Okulda trafik eğitimi var, ama bisiklet eğitimi yok. 18 yaşına girmeden araç süremeyecek çocuklara araçlarla ilgili birçok kural öğretiyoruz; fakat neredeyse her gün bisikete binen çocuklara bisikletler ile ilgili kuralları öğretmiyoruz. Saçmalık!!! Doğal olarak eğitimini almadığı bir şeyi hayatına uygulama fırsatı olmayan bu çocuklar ileride yetişkin olduklarında da aynı duyarsız davranışları devam ettiriyorlar. Her şeyde olduğu gibi bisiklet yolu konusunda da Eğitim Şart!
Halk tarafından yoğun biçimde kullanılan bisiklet yollarına baktığımızda bunların neredeyse tamamının trafikten uzak ortamlarda, doğaya yakın yahut doğayla iç içe yollar olduğunu gözlemliyoruz. Marmaris, Samsun, İzmir örneklerini incelediğimizde şehir içi trafikten uzak ortamlardaki bisiklet yollarının halk tarafından yoğun bir biçimde kullanıldığını görüyoruz. İnsanlar bu mekânlarda stresten uzak bir biçimde bisiklet sürmekten zevk alıyorlar. Ortalama zekâ sahibi her normal insan zevk aldığı şeyleri daha fazla yapmak ister. Zevk almadığı ama yapmak zorunda olduğu işleri de mümkün mertebe yapabildiği oranda az yapar. İnsanlar doğal alanlarda bisiklet sürmekten zevk alıyor ve bu eylemi sürdürüyor; insanlar şehir içi trafikte bisiklet sürmekten zevk almıyorlar, üstüne üstlük bundan acı duyuyorlar, yoğun stres yaşıyorlar ve bu eylemi sürdürmüyorlar. Şehir içi ulaşımda bisikletin kullanımını arttırmak isteyen kimseler, bunu insanlar için daha zevkli hâle getirmek zorundadır. Denklem bu kadar basit.
Doğayla iç içe yahut doğaya yakın ortamlardaki bu bisiklet yollarının kullanımını azaltmak için gayret etmediğiniz sürece insanlar bu yolları kullanmaya devam edecek. Zorlayıcı uygulamalar geliştirmediğiniz sürece buna engel olamazsınız. Bu insanları o yollarda bisiklet sürmeye ikna etmek için çaba sarf etmek de gereksizdir; çünkü zaten insanlar doğayla iç içe olmak için orada bisiklet sürmeye geliyorlar. Asıl amaçları bisiklet sürmek değil, doğayla iç içe olmak. Asıl amacı bisiklet sürmek olanlar da var tabii, onlar da bu amacı trafikte gerçekleştirmek yerine doğayı tercih ediyorlar. Bunlar profesyonel ya da profesyonele yakın seviyede bisikletçiler. Onlar bile trafik yoğunluğu az olan köy yollarını tercih ediyorlar. Sahil kenarındaki ya da doğanın içindeki bisiklet yolları bir gecede yok edilse de artık halk orada bisiklet sürme alışkanlığı kazandığı için bu hareketine devam edecektir. Bu yollarda bisiklet sürmeyi kanunla yasaklayıp alana bisikletle erişimi fiili olarak engellemediğiniz sürece halk burada bisiklet sürmeye devam eder.
Bisiklet yollarının yapılmasıyla bir düzeye kadar bisiklet kullanımını arttırabilirsiniz. Burada öncelik bisiklet kullananların sayısını arttırmaktır. Bir şehirde bisiklet kullanan bireylerin sayısını gözle görülür ve inkâr edilemez bir düzeyde arttırmadan yapılan bisiklet yolları kalıcı olamıyor. Başarılı bisiklet yollarının tamamında şunu görüyoruz: Doğayla iç içeler ve motorlu araç tehdidinden oldukça uzaklar!
Bisiklet yolları üzerine kaleme aldığımız yazı dizisinin bir sonraki bölümünde Strava Heat Map verileri üzerinden analizler yapacağız.
Pedalla...
31 Ocak 2021 Pazar
BİSİKLETTE MARKA OLAYI ABARTILIYOR MU?
Bisiklette marka olayı abartılıyor mu? Doların fişeklemesiyle birlikte yerli bisiklet markaları ile yabancı bisiklet markaları arasındaki fiyat farkı kapatılamaz bir biçimde açılınca üst segment bisiklet kullanıcılarının aklında deli deli soru işaretleri belirdi. Bu deli deli sorularından biri de bu maalesef. Aslında marka olayı abartılmıyor. Mesele tam anlamıyla bir bütçe meselesi. Sadece marka olayını bir saygınlık ve elitlik göstergesi olarak ortaya koyan birtakım sonradan görme bisikletçiler yüzünden mevzu uzadıkça uzuyor. Bisiklet kültüründen nasibini almamış bu hödük tipler yüzünden oturup yazı yazmak zorunda kalıyoruz biz de. Delinin biri kuyuya taş atmış, kırk akıllı gelmiş, çıkaramamış!